|

Libido adı verilen cinsellik dürtüsü insanı cinsel eylem
arayışına iten ve aynen açlık, susuzluk, kendini koruma
dürtüleri gibi çalışan bir "itici güçtür". Açlık, insanı gıda
aramaya ve yemek yemeye yöneltir ve amacı bedenin yaşamı devam
ettirmek için ihtiyaç duyduğu maddeleri almasını sağlamaktır.
İşte libido da canlının ait olduğu neslin devamını sağlamaya
yönelik olarak onu karşı cinsten biriyle yeni bir canlı dünyaya
getirmeye yöneltir.
Cinselliğin tarifi elbette bu kadar basit değildir. Zira
"libidonun" başka kaynakları da vardır: Cinsellik, kendini
tatmin, gevşeme ihtiyacı, zafer kazanma ihtiyacı, ait olma
ihtiyacı, beğenilme ihtiyacı, hayran olunma ihtiyacı, karşı
tarafı fethetmiş olma duygusu yaşamak amacına yönelik olarak
başlatılabileceği gibi çok ileri durumlarda sadizm ve mazoşizm
gibi eğilimlerin eyleme dönüştürülmesine yönelik de çalışabilir.
Doğuştan olan ve biolojik olarak belirlenen
cinsel zevk dürtüsü
anlamında Freud'un ortaya çıkardığı bir terimdir. Freud,
yetişkinlerin davranış motivasyonlarının birçoğunda libido'nun
etken olduğunu ileri sürmüştür. Bebeklerde, libido enerjisi önce
ağız çevresinde yoğunlaşır ve daha sonra giderek anüse ve dış
genital organlara yönelir. Latans döneminde Oidipus
çatışmalarının çözümü sonucunda libido bastırılır ve adolesans
döneminde açık
cinsel dürtü biçiminde yeniden ortaya çıkar. Jung,
libido terimine «yaşam gücü» karşılığı olarak daha geniş bir
felsefi anlam vermiştir. Libido'nun yönünü (yani heterosexüel,
homosexüel ya da otosexüel olmasını), birkaç faktör (genetik,
yapısal ve ortamsal) belirler. Libido'nun yoğunluğu ise hayvan
türlerine göre değişkenlik gösterir, ama insanlarda toplumsal
şartlanmanın etkisi büyüktür. |